Bir bayan satış danışmanı adayı, mağazamızda halihazırda çalışan bir arkadaşımız referansıyla mağazamıza gelerek iş başvurusu yapmak istediğini söyler (bu başvurunun standart işleyiş şekli; aday iş başvurusunda bulunmak istediğini söyler, mağaza yöneticilerimiz adaylardan "en az lise mezunu" olduklarının ve "full time çalışma" şeklinin teyidini aldıktan sonra [aksi halde iş başvuru formu dolurtulmadan adaya baştan olumsuz yanıt verilir] başvuru formu doldurtularak, İK departmanına fakslanır).
Bayan adayımız üniversite öğrencisi olduğunu söyledikten sonra kendisine part time çalışma şeklimiz olmadığını hatırlatmam üzerine, yazın 3 ay çalışmasında sorun olmayacağını, okulu başlayınca da (derslere katılım zorunlu olmadığından) full time çalışmaya devam edeceğini belirtti, çok istekli olduğundan bunu daha önce de bu şekilde belirtip işe giren adayların hiçbirisinin iki aydan fazla ömrü olmadığını söylesem de kendisi için böyle olmayacağına dair beni ikna etmek istedi.
Nedense adayımızın sonunun da farklı olmayacağını tahmin ediyordum; ama denemeden ispatlayamayacağım bir durum olduğundan ve bu konuda adayı kişisel öngmrümle reddetmenin inisiyatifinin ben de değil, İK'da olması sebebiyle başvuruyu alıp İK'ya yollamam gerekiyordu, muhtemelen onlar da reddedecekti; ama nizami olanı benim başvuruyu göndermemdi.
Nitekim ben de, (kişisel tavır alıp başvuruyu adaya doldurtup o gidince de yırtıp çöpe atma fikri aklımdan geçmedi desem yalan olsa da) başvuru formunu doldurttum, bir yandan da sohbet ediyorduk. Formu henüz doldurmuştu ki, biraz daha kişiselleştirdiğimiz sohbetimizde gelecek ay izne çıkma planımdan bahsedip kendisine tatil yapmayı düşünüp düşünmediğini sordum.
BÜYÜK HATA!
Sohbetin olağan akışında biran düşünmeden "Evet planım var, 1,5 ay sonra üniversiteden arkadaşlarımla 15 gün Antalya'ya gideceğiz" dedi! İşte büyük hata buydu! Çünkü kendisinin belirttiği tarihte bizimle çalışıyor olması gerekiyordu, en az 6 ayı dolmadan yıllık izne hak kazanamayacağını söylemiştim.
Ama tabi onun kafasındaki plan; bir işe girip 1 ay çalışır, tatil parasını çıkardıktan sonra da tatile giderim şeklindeydi. Yani es kaza onu işe alsak, belki de kadromuz dolduğundan gerçekten uzun müddet çalışabileceğimiz başka bir adaya olumlu yanıt veremiyor olacaktık.
Tabi bu cevaptan sonra söylememesi gereken bir durumdan bahsettiğini farkedip bana çaktırmamaya çalıştı, ben de konuyu anlamamış gibi yapıp sohbeti başka alana kaydırıp 2-3 dakika daha konuştuktan sonra formunu göndereceğimi belirterek yanından ayrıldım ve tabiki formu göndermedim.
Kısaca bahsettiğim ve bizzat yaşadığım bu iş görüşmesi örneğini, ilk yazımın da devamı bağlamında bir sonraki yazımda değerlendireceğim.
Bir mağazacının sektördeki pratikleri ve çeşitli okumaları üzerine kişisel değerlendirmeleri..
mülakat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mülakat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Şubat 2013 Pazartesi
15 Şubat 2013 Cuma
Mağazacılıkta İşe Alım 1
Mağaza çalışanlarının işe alımları, genelde merkez İK birimi tarafından yapılır (aksini sanırım C&A için duymuştum, mağaza müdürlerinin satış danışmanları için işe alım görüşmeleri yürütüp karar vermeleri manasında). Tek aşamadan oluşan bir süreç yoksa önce işe alım uzmanlarıyla görüşülür, onların onayı halinde bir üst yetkili veya son onay için İK müdürleri devreye girer.
Satış danışmanları ve mağaza yöneticileri için ayrı işe alım adımları izlenmelidir (aynı adımları izleyen mi var diyenleri duyar gibiyim, olmaz mı?). Hatta şahsi kanaatim satış danışmanları için C&A örneğindeki gibi yetkinin mağaza müdürüne verilmesinden yanayım.
Satış danışmanı pozisyonu için şirketlerin aradığı nitelikler üç aşağı beş yukarı aynıdır:
- Asgari lise mezunu
- Esnek çalışma saatlerine uyum gösterebilecek
- Ekip çalışmasına yatkın
- Diksiyonu düzgün
- İletişim ve ikna yeteneğine sahip.....
Bir de tercih nedenleri vardır; iş tecrübesi, modayı/teknolojiyi takip etmesi, yabancı dil bilmesi, üniversite mezunu olması gibi.
Satış danışmanı, başvurusunu merkeze ilettiyse görüşmesi İK birimi tarafından değerlendirilmek istenebilir; ama başvurusunu mağazaya yapan bir adayın değerlendirilmesi işlemeni mağaza yöneticisi yapabilmelidir. İK'nın tereddütü, mağaza yöneticisinin bunu yapıp yapamayacağına dair olabilir; ama en azından ön değerlendirme yapamayacak bir mağaza yöneticisinin de işe alınması bana pek mantıklı gelmiyor.
Hatta merkeze yapılan başvuruların dahi ilk aşamada, çalışan ihtiyacı duyulan mağazaya ya da adayın ikametine en yakın mağazaya iletilmesi ve ön görüşmesinin mağaza yöneticisi tarafından gerçekleştirilmesi gerektiği düşüncesindeyim.
Eğer mağaza yöneticisi en az 5-6 kişilik bir ekibi yönetebiliyorsa ve yeterli tecrübesi varsa bunu yapabilecek nitelikte olması gerekir. Hatta belki bu nitelik, yöneticinin değerlendirme sistemlerinden biri de olabilir (nasıl değerlendirilebileceği ayrı bir yazı konusu). Çalışacağı aday için ön değerlendirme yapamayacak, satış danışmanlığını icra edebilip edemeyeceğine dair kanaat getiremeyecek ve bunu kısa bir rapor olarak sunamayacak bir mağaza yöneticisinin nazarımda yöneticilik vasfı da çok kuvvetli değildir.
Ben buna engel olan asıl düşüncenin, kurumsallaşmada işe alımların tek elden yürütülmesine yönelik düşünce olduğuna inanıyorum. İK birimi, bu sürecin tamamen kendi kontrolleri dahilinde olmasını istiyor.
Diğer sebebi ise, perakende sektöründe hiçbir sektörde görülmeyen çalışan sirkülasyonuna bağlıyorum. Bu kadar yüksek sirkülasyon oranına sahip sektörüde İK'nın, her aday için daha titiz davrandığını ve buna bağlı olarak da potansiyel hiçbir adayın kaçırılmaması adına, bu konuda tam olarak güvenemedikleri mağaza yöneticilerine bu işi bırakamadığını düşünüyorum.
Sıkıcı olmaması adına yazımı burada noktalayarak, mağaza yöneticilerine bu inisiyatifi sağlamanın ne gibi avantajlar içerebileceğini ve diğer yönlerini tartışmaya diğer yazımda devam edeceğimi bildirmek isterim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)